GZ Senin Kadar Sessiz

Bilmedin beni... Dönüp yüzüme bir kere dahi olsun bakmadın. Acıdı yüreğim. Yüreğine bakışlarının deyeceği yerlere acılar saplantı. Soysuz bir yalnızlığın kayıp yönleri sardı yüreğimi. En çokta bu amansız durumlarda kalınca korktu yüreğim yanlızlığından

Dokunmak ne kadar acı verir insana? Dokununca kendi dışındaki bir tene nasıl hisseder insan? Yüreğimi yakar benim. Sessiz ve içten yanarım ben. Anlamı yoktur yanışımın. Hele çaresi toptan imkansız. Ya da ben o kadar uzağım ki ondan düğümü çözemiyorum bile.

Farkında olmadan nasıl girer bir insan diğer bir insanın yüreğine? Bunun cevabını bilmiyorum ben. Bildiğim tek şey; sen, benim yüreğime benim bile haberim olmadan yağdın. Dönüp baktığımda yüreğime (nasıl olmuşsa olmuş) sen oradaydın, Yüreğim renkleri ile uyum sağlamıştın.

Bir insan bir insanı nasıl yakalar farkında olmadan? Bir pervanenin ateşe doğru çekilmesi gibidir bu. Ölümün geleceğini bilmeden yanan ateşin aldatıcı göz alıcılığına kapılarak ona gitmek.

Ne tuhaf! benim farkında bile değilsin belki. Konuşurken müşterilerinle duruşunun farkında olmadığın gibi ya da bir çayı sigara ile yudumlarken seni saran efkarın farkında olmadığnı gibi. Seninle aramızda kelimelerden kurulu bir bağ yok. Gözlerimiz birbirini bulmadı bile. Ama yinede benim haberim olmadan hayatımın bir parçası olmuşsun. Bu duygunun ruhuma verdiği hazdan memnunum. Tek derdim seninle oturup iki kelime dahi konuşamayacak olmamız.

Sen benim yüreğime kimsenin haberi olmadan, (benim bile) usul usul, sessizce yağdın. Kar gibi, yağmur gibi ya da dolu gibi değil. Öyle yağmadın yüreğime. Hani baharlarda kavaklar pamukçuk dökerlerya, her yeri kaplayarak haziranda kar yağdırırlar ya ortalığa. İşte benim yüreğime öyle yağdın. sıcak bir yaz gününde etrafı bembeyaz parçalarınla örtü gibi kapladın. Çare yok seninle yaşamaya alışmak zorundayım. Bu benim için hiçte zor olmaz. Biliyorum ki sana olan bakışlarım ya da yüreğimdeki habersiz örtün, zamanın o acımasız tozlarına yenik düşecek. Artık herşey her durum göz açıp kapayacak kadar an meselesi. Bunda sonrası durup beklemek olsa gerek. Sonrası beklemek... Sana bakışlarımın şahidi duraklar artık. Sanıyorum bu durumda beni anlayan yalnızca onlar. Ben onlara, duraklara sığınıyorum.

Sana bakışlarım yönelecek her geçişinde o yoldan. sana bakıp, sadece gerçekleşmesini umabileceğim ama gerçek olması imkansız umutlara dalacağım. Anlık umutlara, sana bakışlarım kadar uzun anlarda yaşanacak bu umutlar. Düşümün içinde gezinip duran bir hayal olacaksın vesselam. Bir başka insanın usunda kendi suliyetinden habersiz yaşayacaksın orada. o ufacık yerde. Hayatlar biçeceksin kaftanlardan kendine.

Aşık olduğum söylenemez sana. Ama benim yüreğime eklendiğin suyun götüremeyeceği kadar ağır bir gerçek. Tıpkı hoşlanmam gibi. Bende yüreğine girmemiş oraya sen gibi usul usul yağmamış olsamda senin hayatının bir parçasayım. Dört duvaranın önünden geçen bazen fark ettiğin siyah çantalı durgun, suratsız ama sana göre illaki silik bir insan olarak. şayet beni anlık bile olsa düşünmüş olsan ben oradan geçerken, bu bile kıyısından da olsa, bu sefer hayatına girmiş olmak demektir.

Bugünlerde sen benim kafamdan akan düşünce salkımlarından birisin. Buna bağlı olarakta hep benimlesin. Yürürken, yemek yerken hatta gülerken bile. Son zamanlarda seni görmem mümkün değil. Belkide en doğrusu bu. Baksana seni tanımadan bile iki sayfaya yakın yazıyazdım.

Sen benim uyanıkken düş görme hakkımsın. Eğer biraz olsun ben kendimi tanıyorsam. Belli bir zaman sonra birileri gelip senin yerine alacak. En az senin kadar sessiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder