GZ Ya Bende

Bir masal gibi galiba herşey. Birazcık karmaşık birazcık civcivli. Kötü karakter yok ama bu masalda nedense. Niye yok acaba? Gerçi artık merak etmiyorum var mı yok mu diye. Merak etsem ne yazar ki. Hayat işte yaşanıp gidiyor. Bugünlerde birazcık fazlaca hesaplaşıyorum galiba kendimle. Bugünlere fazlaca uğraşıyorum kendimle. Tabii benim kişisel tarihimi bilen ben, buna itiraz edebilir. Diyebilir ki zaten sen ey x kişi. evet sen. zaten sen senden başkası ile ilgilenmedin ki hiç. Ya evet aslında birazcık öyle galiba. Bu konuda gerçekten masumum. Ben beni anlamaya çalışıyorum sadece. Başarsam bunu, sanki herşey bir yumağın içindeki düğümün çözülmesi gibi açılıp dağılacak. Ama olmuyor. olmuyor. olmuyor. öyle düğümlü bir şekilde duruveriyorum kıyıda. Bir ağaç gibi.

Aslında bu tür bir blog oluşturma konusunda hiçte emin değilim doğrusu. Çünkü bunların hepsi bir geri dönüş için bağlantı noktası gibi duruyor gözümde. Hani bilgisayarlarda olur ya. Sistem otomatik olarak bir bağlantı noktası oluşturur. Siz bilgisayarı geri döndürdüğünüzde o bağlantı noktasındaki haliyle açar bilgisayarı sistem. Sanki bu yazılarda öyle gibi. Tek farkla insanlar o tarihte yazdıkları yazının sahip olduğu kendi özelliklerine geri dönemiyorlar. Çünkü insanın içinden çıkıp gidep bir daha geri gelmiyor, iyi ya da kötü. Ama o günleri anlatan bu yazılar can simidi gibi oluyor. Gerçi bir arkadaşım bu tür bağlantıların geçmişi çağrıştıran yazıların insana iyi değil kötü geldiğini söylüyor hep. (Çok bilmiş) Uzun lafın kısası geçmişin geçmişte kalması gerektiğini düşünüyorum. Geçmişte kalsın bugünden uzak dursun diyorum. Bunun yanında işte gördüğünüz gibi yenik düşüyorum yine kendimi anlatma hevesime ve bu satırları bıcık bıcık yazıveriyorum siz sayın seyircilerime. Sanki kendimi oyalamak için uydurduğum bir dünya işim yok muş gibi. Hani ne bilim ya. Garip bir durum. Aslında eskiye özlem belki bu. Eskiden, çok uzak olmayan bir zaman diliminde yazardım böye yazıları sıra sıra. Ama o zamanlar kağıtlara. Bir dünya yazıvar şuan elimde. Hep beni bana anlatan. Hep geldiğim, geçtiğim evreleri gösteren. Aslında onları yok etmek istiyorum. Yakmak... Kıyamıyorum. Bir kaç aydır eliyorum yazıları. Eleye eleye bitirmeye çalışıyorum.

Neyse... Bu laf bu yazı uzar gider. Nereye gittiği belli olmayan şu internet denen manyak şeyin içinde erir gider benim yazdıklarımda. Ya bende...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder