28 Kasım 2010 Pazar

Yakın-Uzak

İçimde birşeyler dönüp duruyor ince bir sızı ile. Nedir? Ne değildir? Bilemiyorum. Belkide bilmek istemiyorum. Bir gölde sessizce durup gidiyor gibiyim. Hala bir boşluğun sancısı saklı sanki. Yaşanmamış birşeylerin tortusu gibi. Öyle üzgün ya da kederli değilim. Kırılganım biraz. Birazda yorgun. Kime ya da neye de belli değil. Bir buruk tad dolanıyor dudaklarımda. İçmide ise sinsi birşeylerin başvermiş filizleri. İnsanlardan bazı bazı kaçmak istiyorum. Yakın çevremden, annemden, babamdan ve diğer aile fertlerimden. Bir insanın bir insanı tam anlaması diye birşey yok galiba.

20 Kasım 2010 Cumartesi

Bilebilmek...

Size de olur mu? Hani bazı şarkılar vardır alır götürür sizi. Bazı bazı zamanlara. Bilmediğiniz ama hissettiğiniz zaman dilimlerine atıverir sizi. Bir bahar sabahına ya da bir yaz akşamına. Ya da bir kışın en lapa karı yağarken baktığınız camın tam da önüne. Aslında o şarkıyı dinlememişsinizdir o an. Ama işte şarkıdaki o ritm, o anlamsız tının özü alır da götürür bir yel sırtına binmişsizin gibi. Hafifçe oturu verirsiniz o özel günün kıyısına. Aslında bilmezsiniz de o anın özel olduğuna. Ya da o güne, o ana bir bağ bağ kurduğunuzun farkında değilsinizdir. Ama işte olur verir herşey. Aynı şeyi Ege'nin Yaz Akşım şarkısı ile yaşadım bende. O şarkı aldı beni zihin delhizlerimin içinde bilmediğim bir anıma atıverdi. Hissedeceğim duygunun ne olacağını bile sormadan.

13 Kasım 2010 Cumartesi

Yüreğim

Ve işte yine bilgisayar başına bu sayfaya yazı yazıyorum. Yüreğim tuhaf bir heyecan içinde. Yüreğim... Ah benim yüreğim... Ne yapacağım ben seni böyle. Yine aynı yerde aynı şeyi yapıyorsun. Yine aynı şeyi. Niye böylesin. Niye böyle sebepsizsin. Niye söyle? Biliyorum. Evet. Aslında biliyorum. Ah yüreğim. Ah yüreğim...

9 Kasım 2010 Salı

Seks mi?

İçinde bir burukluk var. Yoksa kuruma mı demeliyim. Hani daha önce bahsetmiştim ya. Kitap arasındaki gibi kuruma. O kuruma şekli sanırım sancısız olmuyor. Ne sancısız oluyor ki. Bazı beklentilerimi geride bırakıyorum sanırım. Buna sanıyorum diyorum, çünkü henüz kesin bir bulguya rast gelmedim hayatımda. Ya da yaşadıklarımda Ya da hissettiklerimde. Bir döngü gibi dönüyorum. Dönüşüm sonsuz bir halkanın içinde ya da bir farenin kafesindeki gibi değil. Bir döngü var dönüyorum. Döndükçe bir başka ben oluyorum. Bir başka benin izlerini görüyorum kıyıda köşede. İşte kurumak ve dönmek arasında bu yazıyı yazıyorum size. Arada kalmışım gibi. :) Arada kaldım tam arada tosss.:)