7 Aralık 2011 Çarşamba

Asker Günlüğü / Soldiers Diary

Asker Günlüğü 
Herşey bir anlama kavuşuyor yavaş yavaş. Farkındayım. Herşey benim istediğimden daha yavaş oluşuyor. Yüreğim sabırsız... Serseri bir mayın gibi. Olmasını istediklerinin sancılı durağanlığında belli belirsiz tedirgin. Her an biraz daha yaklaşıyor. Ya da Her an biraz daha umutsuztluğun kıyısına gidiyor. Bazı şeyler bu kadar uzak, bu kadar umarsızken nereye varır bilinmezi hayatımın. Halbuki bazı istekler çok basit. Bazıları ise çok uzak. Varsın yolum kendi sonuna doğru aksın. Aslında biliyorum. Herşeyin sonu başlangıç noktasında. Bir halka gibi son ve başlangıç aynı noktada buluşuyor. Bunlara rağmen herşeyi en baştan yaşamaya pür devam...

Soldiers Diary
Everything is slowly are getting an understanding. I know. I made ​​everything slower than I want. My heart impatient ... Such as a loose cannon. Wanted to be vaguely uneasy stability of painful. Every moment is approaching a little bit more. Or, at any moment is going to coast a little more desperation. Some things so far, it does not hit until the unknown of where my life leads to. However, some very simple requests. Some are very remote. Their 're my way towards the end of the axle. In fact, I know. The starting point of the end of everything. At the same point as the last and the beginning of a public meeting. Nevertheless, everything from the beginning continue to live a pure ...

5 Aralık 2011 Pazartesi

Bir Demet Yasemen / A bouquet Yasemen

Hazmı zor zamanlar yaşıyorum. Hazmı zor anlar. Ama biliyorum hazmedeceğim bunu da. Biraz zaman alacak, biraz göz yaşı dökmek biraz çırpınmak zorunda kalacağımı ama olacak. Yazarında dediği gibi hayat akan bir su. Bulansa da akmaya devam edecek. Kırıklarımı devşirdiğim zamanlarda gelecek. Ha yalnız ha değil. Ama şimdi değil. 
I'm having a hard time with digestion. Hard time to digest. But I'll cross this too. Will take some time, I'd have to fuss a little bit but I will shed tears. As the author says, with a flowing water of life. Although Fuzzy will continue to flow. I'm gonna beat that will come in sadness. Either alone or not. But not now.

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Seninle Arkadaş... / Friends with you ...

Değişiyormuş her şey. İnsanda… İnsan, sonsuza kadar tahammül edebileceğini düşündüğü dostunu bile yok sayabiliyormuş. Ya da tahammül sınırlarının ötesinde katlanılmaz bulabiliyormuş. Maalesef duygum bu benim bugünlerde dost hakkında hissettiğim.
Everything is changing. ... In humans, the human, could endure forever, even if your friend thinks I do not notice. Or you could have unbearable beyond tolerable limits. Unfortunately, these feelings I felt about my friend today. I would not deny that life would be accompanied with a problem. Stop and stop and ask myself are with him. I always was like this.

29 Mart 2011 Salı

Bir adım / A step

Kayıp bir hazine peşinde koşar gibi gidiyorum. Ne harita var elimde, ne de pusula. Yüreğimin sandalına binmiş gidiyorum. Ah yüreğim. Garip yüreğim. O da bana bayağı bir kırgın. İçine konduğu sandıktan çıkmak istemiyor inadıma. Bunca yıl madem koydun beni bu sandıkta.
I'm going, such as running after a lost treasure. What have the map in my hand, nor compass. Ship of my heart I'm going riding. Oh my heart. Strange my heart. He offended me quite a. Purposely placed into the fund does not want to. You put me out of this trunk for so many years since. This is where my place, he says now.

22 Mart 2011 Salı

Mutsuz ve Neşeli / Unhappy and cheerful

Yine kayıp git geller içinde gidip geliyorum her daim. Yine yok olmuş iç parçamın peşinde, incir çekirdeğini doldurmayan hazlarla yangın yerindeyim. Ya da en doğru tabir şu galiba halimin durumu; çürüyen yanlarıma tapınma çalışmaları.
Again, I come to go over obstacles always go missing. Again, the inner part of me had disappeared in pursuit of pleasure fill the fire where the core of fig. I think the correct phrase, or the following; rotting my strength exercises of worship. Against the state in an effort to elevate her humiliated. Precession in a sea of mud...

15 Şubat 2011 Salı

Hoşçakal / Goodbye

İçime girip durdu bir ruh hali. Çalıp söylemek bile yok. Durup dinlemekte. Bu kadar işte. Her şey bu kadar. Olması ne gerek belli değil. Artık olması ne gerek bu konuda onu düşünmek istemiyor ne aklım, ne ruhum, ne de bedenim. Artık bir şekilde bir son bulsun istiyor.
No mood to enter inside me stopped. Play and do not even have to say. He stopped to listen. This work up. Everything is so. What is required is not certain. Now what I need to have my mind on this issue I want to think about it, nor soul, nor my body. Let's find a way Now you want to last. This is the story you want to get a break.

10 Şubat 2011 Perşembe

Burun Kemiği / Nasal


Sonu gelmeyecekmiş gibi devam eden bir süreç gibi herşey. Herşey bir yol gibi. Su gibi. Gidiyor ve de akıyor durmadan. Anlayacağınız mevsimler kimseyi dinlemezken yaşam geçip gidiyor. Hiçbir şeyin o eski bildik tadı kalmıyor ellerimizde, dilimizde, avuçlarımızda. Belki de bu kadar hayat içinde olmanın getirdiği bir durumdur bu. Huzur dolu, kendimizi güvende hissettiğimiz o yerlerde yaşıyor olmanın iç sıçaklaığına duyulan özlemidir.
Everything is as endless as an ongoing process. Everything is like a road. Such as water. And I'm constantly flowing. So you see life through the seasons, no one is going to listen. Not that old familiar taste of anything in our hands, our language, our palms. Perhaps this is a condition of being in this life. Peaceful, we feel ourselves safe internal temperature needed to be living in those places of longing.

7 Şubat 2011 Pazartesi

Bir Aşk / One Love

Bir gün... Bir gün gerçekten olur mu? Olurda herşey bir olgunluğa varır mı? Olurda bir gün aşık olur muyum birisine? Ümit etmek için umut dolu olmak için çaba sarf etmek istemiyorum artık. Artık o bildik beylik lafların akrasına sığınıp kasım kasım kasınarak birşeylerden dem vurmak da istemiyorum.
One day ... One day, really, will you? Everything is dark skinned and one arrives at maturity? Am I in love with someone one day could you? To hope for now I do not want to strive to be hopeful. Now he's come to the refuge in the familiar hackneyed rhetoric do not want to talk at random. Looking dating sites. He has sites on the writings of other people. Look at pictures.

3 Şubat 2011 Perşembe

Benim Hikayem / My Story

En başından mı yazmak gerekir hikayeyi? Öyle girdap dolusu olmayan hayatı. Ben buralardayım. Olmam gereken yeri çoktan kaybettim. Sadece bekliyorum bir köşede sessizce... Neyi ya da kimi beklediğim sorulmamalı. Bilmiyorum çünkü... Bildiğim sadece sessizce bekliyorum. O kadar...
Do you need to write the story from the beginning? It is not full of life swirl. I be around. I should have long ago lost my place. Just waiting quietly in a corner ... Do not ask what, or who would have expected. I do not know, because ... I know just waiting quietly. So ... What remains behind, where I will be arriving at the end? I do not know ... Yes I agree, this is my story. Cry at the end.

1 Şubat 2011 Salı

Yoruldum...

İçimde bir kusma hali var. İçimde ne var ne yok çıkarıp atasım geliyor bugünlerde. Herşeyi bir çıkarsam sanki rahatlıcam. Sanki içim temizlenecek ve ben devam edebileceğim. Boğazıma kadar dolu bir hal bu ya. Nasıl iğrenç bir durum anlatamam. Söylenecek ama söylenemeyen kelimelerin içimde durup çürümesi bu galiba. Hiç böyle olacağını düşünmemiştim. Hiç bu raddeye geleceğimi sanmıyordum. Meğer gelebiliyormuşum. Bak gör Savurgan daha neler göreceksin bu yaşadıkların o günlere bir delil olsun.

31 Ocak 2011 Pazartesi

Ben her bahar...

Bu akşamı kendime Sezen Aksu şarkıları ile dolu bir akşam ilan ettim. Eve geldiğimden beri Sezen Aksu şarkıları çalıyor fonda. Yemek yerken, meyve yerken, Çay içerken onun şarkıları eşlik etti bana. Ne çok hayatta dair şarkısı varmış meğer. Dinledikçe hayret ediyor kulaklarım. Her dinleyişimde hep bambaşka lezzetler alıyor ruhum. Dertlerime merhem oluyor biraz. Bazen düşünüyorum ulan ne derdin var diye. Dert dediğin nedir ki diye. Ama öyle demeyin. Ne olur demeyin! Her dağın kışı kendine. Her dağdaki kış kendine zorlu. Benim öyle. Bana göre kış her yanıyla.

26 Ocak 2011 Çarşamba

Sade Hayat

Kapılar vurup gidebilir mi bir insan? Bu sorunun genel cevabı sanırım kendinde gizli. Evet. Bir insan kapıları vurup ardı ardına gidebilir. Peki ya mevzu olan konu duygular ile ilgiliyse. Duygular da vurup kapıları üst üste çekip gidebilir mi? Bu konu benim açımdan biraz tartışma konusu.

21 Ocak 2011 Cuma

Parmak Uçlarım

Nasıl da düşünüp duruyorum bir ufuk çizgisi üzerindeymişcesine. Bir yolda yürüyen elinde asası eski zaman dervişleri gibi. Öyle hisseder ruhum bir kaç zamandır. Öyle görür kendini bedenim. Alıp başını gidecekmiş gibi olmak hali anlayacağın. Alıp başını gitmek. Artık nereye, nereden, kiminle, niye diye sormadan alıp başını gitmek. Uzaklaştıklarımı bir kenara bırakıp, yakınlaşdıklarımı da... Alıp başını gitmek... İçime işlemiş bir yol hikayesimi vardır dersin. Bir derviş ruhudur belki taşıdığım geçmişden gelen. Ama ben yeniden doğuşa inanmıyorum ki. Ruhum rahatlasın istiyorum belki. Rahatlasın artık. Bir bekleme hali bir olma halinden çıksın istiyorum. Halbuki hala parmak uçlarım üşüyor. Hayat adına, kendim adıma bu kadar yol kat etmişken tüm parmaklarımın uçları üşüyor sebepsiz...

16 Ocak 2011 Pazar

Dayan...

Bir burkaç gibi dönüp duruyor beynim. Yüreğim anlamsız bir hissizlik içinde duruyor. Her şey olması gerektiği gibi olmalı yolunda sancılı bir dönemeçteyim şu sıralar. Aklım ve de fikrim ve de bedenim garip sanrılara sarmalanmış durumda. Eskiden olsa bu hallerimde melankolik bir romantizm içinde kasıp kavrulurdum. Ama şimdi... Halim de bir garip... Durup atamıyorum kendimi o melankolik melodram içine. Güçlü durasım var her ne olursa olsun. Güçlü ve ayakta. Güçlü ve kendim olarak.