Kendi içimde kıvrıldığımı hissediyorum. Ama öyle aniden, birden bire değil. Yavaş yavaş oluyor bu kıvrılma. Gün be gün... İlk başlarda fark etmemiştim kıvrıldığımın. Sonra, yani kısa bir süre için görmezlikten geldim kıvrılıp durmamı. Ancak geldiğim son noktada, gerçekler aşikar oldğunda yani. Kabul ettim. Ben kıvrılıyordum kendi içimde. Hatta kıvrılmıştım. Sonra bakınca iyice kıvrıldığım yerden durumuma. Bir ağaç gövdesinin içinde olduğumu fark ettim. Üstelik bu ağaç otobanın kenarındaydı. Arabalar geçiyordu vızır vızır. farkındaydım bunun. ama içindeki yolcular kimdi? Ne haldeydi göremiyordum bir türlü. Aslında bende bir yolcu olabilirdim. O otobanda bilmem kaç kilometre hızla giden araçların içinde. Ama kıvrılmanın rehaveti, o ılıklığı daha cazip geldi bana. Kabul ediyorum bazı zamanlar yanımda durup arabalarından inenlerde oldu. Hatta dibime gelip işeyenlerde. Onlarda sadece kabukları parça parça bir ağaç gördüler sadece. Halbuki ben oradaydım. Orada Ağacın içinde kıvrılmış olarak. Sanırım beni görüyor olmak işlerine gelmedi. Çünkü ben biliyodum kendimi. Öyle indemeyide kendimi ağacın içine gömmemiştim. Parmaklarım bir miktar dışarıdaydı. Hani ağaça ait olmadığı belliydi. Sanırım hacet gidermeye gelenler o hacetin verdiği gerginlikten kurtulmanın getirdiği rehavette, son damlalar düşsün diye sallarken, beni görmek işlerine gelmedi.
Günlerden bir gün gelip beni aldılar köklerimle beraber o otobanın yanından. Geldikleri şekli ve yaşadıklarımı sanırım burada anlatamayacağım. O paniği, o yok olmanın eşiğinde olmayı. Tüyler ürpertici gerilim filmleri gibi. Tabii birde artık o vızır vızır geçen arabaları göremeyecek olmanın burukluğu... Yer yer acısı.
Şimdi... Şimdi yemyeşil bir parkın içinde duruyor kıvrıldığım ağaç. Etrafımda kuşlar gibi çocuk cıvıltıları çağıldıyor. Kollarımda oynuyorlar. Salıncaklardan yükselen kıkırtılar, ulu bir şiir gibi rahatlatıyor beni. Hemen yanı başımda bir bank var. Aşıklar koklaşıyor gecenin leylinde fısır fısır konuşarak...
Ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında
Ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında...
Günlerden bir gün gelip beni aldılar köklerimle beraber o otobanın yanından. Geldikleri şekli ve yaşadıklarımı sanırım burada anlatamayacağım. O paniği, o yok olmanın eşiğinde olmayı. Tüyler ürpertici gerilim filmleri gibi. Tabii birde artık o vızır vızır geçen arabaları göremeyecek olmanın burukluğu... Yer yer acısı.
Şimdi... Şimdi yemyeşil bir parkın içinde duruyor kıvrıldığım ağaç. Etrafımda kuşlar gibi çocuk cıvıltıları çağıldıyor. Kollarımda oynuyorlar. Salıncaklardan yükselen kıkırtılar, ulu bir şiir gibi rahatlatıyor beni. Hemen yanı başımda bir bank var. Aşıklar koklaşıyor gecenin leylinde fısır fısır konuşarak...
Ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında
Ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder