20 Kasım 2010 Cumartesi

Bilebilmek...

Size de olur mu? Hani bazı şarkılar vardır alır götürür sizi. Bazı bazı zamanlara. Bilmediğiniz ama hissettiğiniz zaman dilimlerine atıverir sizi. Bir bahar sabahına ya da bir yaz akşamına. Ya da bir kışın en lapa karı yağarken baktığınız camın tam da önüne. Aslında o şarkıyı dinlememişsinizdir o an. Ama işte şarkıdaki o ritm, o anlamsız tının özü alır da götürür bir yel sırtına binmişsizin gibi. Hafifçe oturu verirsiniz o özel günün kıyısına. Aslında bilmezsiniz de o anın özel olduğuna. Ya da o güne, o ana bir bağ bağ kurduğunuzun farkında değilsinizdir. Ama işte olur verir herşey. Aynı şeyi Ege'nin Yaz Akşım şarkısı ile yaşadım bende. O şarkı aldı beni zihin delhizlerimin içinde bilmediğim bir anıma atıverdi. Hissedeceğim duygunun ne olacağını bile sormadan.

Ne mi hissettim? Koyu, kopkoyu bir yanlızlık... Gittiğim o anda da yanlızdım. Tıpkı şimdi olduğu gibi. Zaten her zaman yanlızdım ki. İki olduğumu hiç hatırlamış değilim. Hayatımda insanlar var. Sıradan, yarı özel ve özel insanlar. Var bunlar. Bunun yanında işte olmuyor. İnsan o bir çift gözü özlüyor. O yüreğin atışını duymak istiyor. Olmuyor... Ya da olamıyor. Artık emin değilim bu konuda. Olur mu olmaz mı ondanda emin değilim. Yaşıyorum sadece. Bugünlerde, hayatımın son zamanlarında yaptığım gibi sadece yaşıyorum. Bazen zor oluyor. Ama yaşıyorum. Yaşamak esas çünkü. Yaşamak güçlü bir damar gibi hatırlatıyor hep kendini inceden inceye...

Bir ay doğdu, niye doğdu beni kederlere boğdu... (Emrah Altınok / Ayrılık da Sevdadandır) Şimdi bu şarkıyı dinliyor yüreğim. Ve biliyorum. Çok iyi biliyorum. Önemli olan kaçınılmaz olandan ders çıkara bilmektir. Bilebilmektir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder