Nasıl da düşünüp duruyorum bir ufuk çizgisi üzerindeymişcesine. Bir yolda yürüyen elinde asası eski zaman dervişleri gibi. Öyle hisseder ruhum bir kaç zamandır. Öyle görür kendini bedenim. Alıp başını gidecekmiş gibi olmak hali anlayacağın. Alıp başını gitmek. Artık nereye, nereden, kiminle, niye diye sormadan alıp başını gitmek. Uzaklaştıklarımı bir kenara bırakıp, yakınlaşdıklarımı da... Alıp başını gitmek... İçime işlemiş bir yol hikayesimi vardır dersin. Bir derviş ruhudur belki taşıdığım geçmişden gelen. Ama ben yeniden doğuşa inanmıyorum ki. Ruhum rahatlasın istiyorum belki. Rahatlasın artık. Bir bekleme hali bir olma halinden çıksın istiyorum. Halbuki hala parmak uçlarım üşüyor. Hayat adına, kendim adıma bu kadar yol kat etmişken tüm parmaklarımın uçları üşüyor sebepsiz...
İçimde birşeyler var durup duran. Ne olduğunu çözemediğim anlayamadığın yeni yeni sezinlediğim şeyler. Belkide hep ordaydılarda ben daha yeni görmekteyim onları ya da yeni fark etmekteyim. Belkide ne olduklarının ortaya çıkması için biraz daha mayalanması gerekmekte. Biraz daha beklemek gerekli. Beklemek istemiyor ki içim. Beklemek istemiyor artık. Sanırım şimdiki hayat görevlerimden birisi de bu. Beklemeyi ve de sabretmeyi bilebilmek. Öğrenmek. Ben bunu daha önce öğrenmemişmiydim. Sanırım unuttum. Yeniden yeni baştan ezber etmek gerekli. Sabır... Ruhum sabır... Bunların yanında yinede hadi hadi hadi...
Hissizsilik mi? Kendini bilmeye yakınlık mı? Bilemiyorum bu halin açıklamasını. Açıklama yapmak zorundamıyımda onu da bilmiyorum. Boşalıyor gibi içim. Her yaptığım her gördüğüm şeyle boşalıyor gibi içim. Nereye gidiyor bunca şey onuda bilmiyorum. Ne çok bilenmezi var bu işlerin ya. En iyisi uğraşmamak mı? Bırakmak mı? Ya da Goethe'nin dediği gibi bilginin çoğalması şüphe getiriyor içimize. Aklımıza, ruhumuza ve de fikrimize. Ne sıkıcı şeyler ya bunlar. Aman insanız işte bir yerde muhakkak cıvıtıvereceğiz. Belki de halim o. Rahat falan batıyor da olabilir.
İnsanların hayatımdan çıkışlarını gözlüyorum. Çıkıp gidişlerini. Birde yenilerinin gelişini. Hep aynı hissiz duruş hali. Hep aynı durum. Gidenler için elimden birşey gelmiyor ki artık. Sanırım gidenlerin çoğunun gitmesini ben istiyorum. Yük mü olmuşlar ne bana onlar? Belki de... Offf sıkıldım bu belki de olaylarından ya. Bu olasılık ihtimal hesaplarından bunaldım. Neyi arıyorum o da meçhul ya. Belki de bok arıyorumdur. Ya da bok içindeki boncuğu. Ne bileyim ya. Veh hasılı bir geliş gidiş hali içindeyim. Bakalım ne olacak sonu olayların. Bakalım tarihe not düştüğüm bu tarihden sonra ne yazacak parmaklarım ruhumu, kalbimi ve zihnimi dinleyerek. Bakalım görelim Mevla neyler. Mevla neylerse güzel eyler....
İçimde birşeyler var durup duran. Ne olduğunu çözemediğim anlayamadığın yeni yeni sezinlediğim şeyler. Belkide hep ordaydılarda ben daha yeni görmekteyim onları ya da yeni fark etmekteyim. Belkide ne olduklarının ortaya çıkması için biraz daha mayalanması gerekmekte. Biraz daha beklemek gerekli. Beklemek istemiyor ki içim. Beklemek istemiyor artık. Sanırım şimdiki hayat görevlerimden birisi de bu. Beklemeyi ve de sabretmeyi bilebilmek. Öğrenmek. Ben bunu daha önce öğrenmemişmiydim. Sanırım unuttum. Yeniden yeni baştan ezber etmek gerekli. Sabır... Ruhum sabır... Bunların yanında yinede hadi hadi hadi...
Hissizsilik mi? Kendini bilmeye yakınlık mı? Bilemiyorum bu halin açıklamasını. Açıklama yapmak zorundamıyımda onu da bilmiyorum. Boşalıyor gibi içim. Her yaptığım her gördüğüm şeyle boşalıyor gibi içim. Nereye gidiyor bunca şey onuda bilmiyorum. Ne çok bilenmezi var bu işlerin ya. En iyisi uğraşmamak mı? Bırakmak mı? Ya da Goethe'nin dediği gibi bilginin çoğalması şüphe getiriyor içimize. Aklımıza, ruhumuza ve de fikrimize. Ne sıkıcı şeyler ya bunlar. Aman insanız işte bir yerde muhakkak cıvıtıvereceğiz. Belki de halim o. Rahat falan batıyor da olabilir.
İnsanların hayatımdan çıkışlarını gözlüyorum. Çıkıp gidişlerini. Birde yenilerinin gelişini. Hep aynı hissiz duruş hali. Hep aynı durum. Gidenler için elimden birşey gelmiyor ki artık. Sanırım gidenlerin çoğunun gitmesini ben istiyorum. Yük mü olmuşlar ne bana onlar? Belki de... Offf sıkıldım bu belki de olaylarından ya. Bu olasılık ihtimal hesaplarından bunaldım. Neyi arıyorum o da meçhul ya. Belki de bok arıyorumdur. Ya da bok içindeki boncuğu. Ne bileyim ya. Veh hasılı bir geliş gidiş hali içindeyim. Bakalım ne olacak sonu olayların. Bakalım tarihe not düştüğüm bu tarihden sonra ne yazacak parmaklarım ruhumu, kalbimi ve zihnimi dinleyerek. Bakalım görelim Mevla neyler. Mevla neylerse güzel eyler....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder